© Copyright 2016-2019 by Üc Nesil Egitim Hizmetleri ve Ticaret Anonim Sirketi. All Rights Reserved.

  • Facebook App Icon
  • Instagram

AYIN MAKALESİ

ANNE GEL! KORKUYORUM!!

Uzman Psikolog ve Aile Danılmanı Simge Tekin, TAD Preschool, Mavişehir, Şubat 2018

Çocukluk dönemi korkuları:


– Çocuğum her şeyden korkuyor, ne yapacağımı şaşırdım.
– Her yüksek seste sıçrıyor. Bu korkusu nasıl geçecek?
– Karanlık diye tuvalete bile gitmiyor.
– Yalnız yatmıyor. Devamlı birimiz onunla yatıyoruz ya da bizim yatağa geliyor, çünkü
korkuyor.
– Yan odaya geçemez oldum, hemen korkuyor ve ağlıyor.


Bu örnekler çoğaltılabilir. Peki nedir korku? Korku, yaklaşan tehlike nedeniyle ortaya çıkan ve kaçma isteği uyandıran duygudur. Gerçekte insanı koruyan bir olgu olmasına karşın, bazen yaşamı kısıtlayıcı hale gelebilir. Genellikle bilinmeyenden korkulur. Bu nedenle de
çocukluk dönemi korkuları, çocuğun bulunduğu yaşa ve gelişim dönemine göre değişiklik gösterir.


– Bebeklik döneminde çevredeki her şey yeni ve bilinmedik olduğundan hemen her şeyden korkabilirler. Ani gürültü, parlak ışık korkutucu olabilir.
– 3-6 yaş arası korkuların arttığı bir dönemdir. Bedenine bir zarar geleceği duygusu, karanlık, yabancılar, aileden uzak kalma, gök gürültüsü gibi korkular vardır. Bunlara ailelerin eklediği dilenci, hırsız, öcü, doktor korkusu gibi korkular eklenebilir.
– İlkokul döneminde daha somut şeylerden korkulur. Hayvanlardan, kendine zarar verecek kişilerden, filmlerden korkular başlar.
– Ergenlik döneminde, en sık gelecek korkusu olmak üzere, beğenilmeme, küçük düşme gibi soyut korkular ön plana çıkar.


Korku, fobi ve kaygıdan farklı bir duygudur. Fobi belli bir nesne ya da duruma karşı oluşan anlamsız, aşırı ve sürekli bir korkudur. Örneğin fobiniz olan bir durumla karşılaşmak, hatta karşılaşma olasılığı bile, zarar görmeyeceğinizi bilseniz de korku yaratır. Kaygı ise, kötü
bir şey olacakmış gibi, nedeni belirsiz bir endişe duygusudur. Bazen sadece belli bir durum kaygı yaratabilir. Örneğin yabancılarla konuşma gibi. Korkunun kaynağı Fobiler, yaşanmış deneyimler nedeniyle oluşabilir. Herhangi bir hayvandan korkmayan çocuk, o hayvanla bir ilişki sırasında zarar görürse, ya da bir çocuk denizde boğulma riski olan bir durum yaşamışsa korku geliştirebilir. Eğer deneyim çok kötü
yaşanmışsa, çevrenin tepkisi çok aşırı olmuşsa bu korku pekişir. Tehlikeli deneyimlerden ders alarak kendini korumayı öğrenmesi çocuk için gereklidir. Ateşe değip yandığında uzak durması, sokakta yabancı bir hayvan tarafından ısırılırsa onlardan uzak durmak gibi. Ama
korku pekiştirilir ve nedenleri anlatılmazsa, ateşe hiç yaklaşamamak, hatta ateş yakamamak ya da tüm hayvanlardan kaçmak, aynı ortamda bile duramamak gibi yaşamı kısıtlayıcı sonuçlara neden olabilir.


Çocukluk dönemindeki bazı korkular ise tamamen döneme özgü, gelişimsel korkulardır. Çocuk gelişimini tamamladıkça, dönem değiştirdikçe yok olur ya da değişirler.


Aileler dikkat


Korkular gelişimsel ya da durumsal olabilir. Ancak pek çok durumda aileler ve diğer erişkinler, bu korkuların ortaya çıkmasına, pekişmesine neden olurlar. Çocuğu kontrol edebilmek, istenmeyen davranışlarını engelleyebilmek için söylenen sözler korkulara neden
olur. “seni dilenciye veririm”, “oraya gidersen öcüler yer”, köpeğe yaklaşma, ısırır”, “yaramazlık yaparsan seni bırakır giderim”, “bak şimdi susmazsan doktor iğne yapacak”… 

Ağzımızdan kolayca çıkan, sonuçlarını hiç düşünmediğimiz, anlık çözümler getiren ama sonrasında korkulara neden olan erişkin davranışlarıdır. Bunları yaptıktan sonra çocuğunuzun yalnız bir odaya gitmesini, doktora gidecek diye ağlamasını, ya da diğer korkularını
yenmesini beklemek doğru olmaz. Benzer şekilde, korkularının üstüne bilinçsizce gitmek de, tam tersine korkuları arttırabilir. Karanlıktan korkan çocuğu karanlıkta bırakmak, köpekten korkan çocuğa zorla köpek sevdirmek gibi.


Çözümler


Gelişim dönemine özgü olup, her çocukta görülebilen, çocuğun ve ailenin yaşamını engellemeyen korkular, dönemle geçeceği için tedavi edilmez. Bu durumlarda ailelerin, olumlu, yatıştırıcı, korkuyu desteklemeyen ve açıklayıcı tutumları yeterlidir. Karanlıktan
korkan çocukla birlikte karanlık ortama girip sonra ışıkta farklı bir şey olmadığını ona göstermek, uykuya dalana kadar yanına yatmadan, oturarak masal okumak, küçük bir lamba yakmak gibi önlemler yeterli olur. Ama en önemlisi ona güven vermek ve yanında olacağınızı
hissettirmektir. Erişkinlerde olduğu gibi çocuğun yaşamını etkileyen ve işlevlerini yapmasını engelleyen durumlarda uzman görüşü almak gerekir. Çocukluk döneminde tedavi gerektiren bazı önemli korkular, kaygılar vardır. Bunlardan biri ayrılık kaygısıdır. Bu durumda hemen
uzmana başvurmak gerekir. Bazen gece, gece korkuları, karabasanlar uykunun bozulmasına neden olur. Bu tür durumlarda uzmanla ailenin işbirliği, sorunu çözecektir. Kaynak: http://www.bengisemerci.com/anne-gel-korkuyorum/

TAD Preschool Mavişehir Rehberlik Birimi Önerileri;


Çocukluk dönemi her ne kadar güzelliklerle dolu, masum ve keyifli bir dönem olsa da, diğer yandan bakıldığında aslında korkularla dolu karanlık bir dönemdir. Çocuklar, dünyayı keşfederken anlamlandırmadıkları olayları, görüntüleri ve sesleri sıklıkla gece rüyalarına
taşıyıp anlamlandırmk için beyinde yeniden işlemeye çalışırlar. Bu da onlara bolca kabus ve korku deneyimi olarak yeniden gelir. Üst kat komşusunun ayak seslerinin nereden geldiğini anne babalar anlamlandırabilirken, neden olduğunu bilemeyen çocuk korku ile anne
babasından ayrılmak istemeyebilir veya perdenin gölgesinin bir ışık olayı olduğunu bilemeyeceğinden “canavarın onu gelip yiyeceği”ni düşünerek fazlasıyla korkup ağlamaya başlayabilir. Bazen rüyasında gördüğü bir yıldız bile ona zarar vermek istemektedir.
Çocukların okul öncesi dönemde içinde bulunduğu benmerkezci düşünce (benim bildiğimi herkes bilir, gördüğümü herkes görür ve dünyadaki her şey benimle ilişkilidir inancı) ve soyut düşünmenin başlamamış olması (çocuklar okul öncesi dönemde soyut düşünme becerisini tamamlayamadıkları için somut düşünce ile dünyayı işlemlemeye çalışırlar) nedeniyle korkularını yoğun yaşayabilmektedirler. Bu durumda onlara “korkacak bir şey yok…” veya “Sen kocaman çocuk oldun, bundan da korkulur mu hiç?” demek kaygılarını daha da arttıracak ve anlaşılmadıklarını hissetmelerine sebep olacaktır. “Korktuğunun farkındayım, ama bak bu gölge perdeden geliyor. Gel istersen birlikte
bakalım.” Gibi kaçınmadan ve kaçınmasına izin vermeden çocuğa dünyayı tanıtmak gerekir. Her şeyde olduğu gibi duygu yansıtması da korkularda oldukça işe yarayıcı bir yöntem olacaktır. Korktuğu şeyin resmini çocukla beraber çizip daha sonra birlikte o resmi yırtmak,
buruşturarak çöpe atmak veya resme komik eklemeler yaparak korkulacak bir şey olmasından çıkartmak, yani somutlaştırmak da korkunun azalmasında oldukça etkili bir yöntem olmaktadır.


Çocukların dönemsel korkularının haricinde, baş etmesinin güç olduğunu farkettiğiniz durumlarda, okulumuzun rehberlik birimi ile iletişime geçip neler yapılabileceği hakkında görüşme planlayabilirsiniz. Korkular ile ilgili bir başka önemli konu ise çocuk kitaplarının gücü ile ilgilidir. Kimi zaman okunan bir kitap, metaforların gücü sayesinde korkuyu yatıştırma hafifletmeyi sağlayabilmektedir. Bunun için çeşitli kaynaklar mevcuttur ancak daha önce inceleyip faydalı olduğunu düşündüğümüz kaynakları inceleyebilirsiniz.


-“…”dan Korkulmaz ki… Serisi – Almidilli Yayınları
- Teo’nun Gece Korkusu Kitabı – Bilgi Yayınevi Çocuk Kitaplığı
- Korkacak Ne var? – Yeşil Dinozor Yayınevi

TAD PRESCHOOL MAVİŞEHİR REHBERLİK BİRİMİ – AYLIK BÜLTEN